Haber

İYİ Parti’nin İBB adayı Buğra Kavuncu oldu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin küme toplantısında konuştu. DÜZGÜN Partisi Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının DÜZGÜN Parti Teşkilat Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu olduğunu açıkladı. Akşener, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayını Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez olarak açıkladı.

Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Belediye başkan adaylarımız önemli bir yolculuğa çıkıyor. Allah hizmetlerinizi bereketli kılsın.

Çorlu’da yaşanan acı tren kazasıyla ilgili karar verilecek. Umarım vicdanları karartmayacak bir karar çıkar.

ÜLKEMİZİN ELİNDEKİ TRUMP UÇTU: Sözlerimin başında; Dün Gazi Meclisimizde gerçekleştirilen çok önemli bir oylamadan bahsetmek istiyorum. Bilirsin; İsveç’in NATO’ya katılım protokolü; UYGUN Partimizin “hayır” oyununa rağmen; Maalesef Cumhur İttifakı ve CHP’nin oylarıyla kabul edildi.

Ve böylece; Milli güvenliğimiz için talep ettiğimiz konular; şimdi yerine getirilmedi; Henüz muhataplarımız tarafından kabul edilebilir adımlar atılmamış olsa da; Ülkemizin elinde çok değerli bir koz; Bir bilmece gibi elimizden uçup gitti sanki…

DEVLET İLE UYUM İÇİN EL KALDIRDILAR: Ancak öyle bir oylama yaşadık ki; Turnusol testi gibiydi… Bir yanda; Özel şartları açıklayıp bedavaya çöpe atanlar; İçeride kaygılı, dışarıda sessiz olanlar; Birçoğuna daha önce de şahit olduğumuz yükselişlerini izledik.

Diğer taraftan; “Hükümetin yanında olmayacağız” diyenler; “AK Parti ile aynı bildiriye imza atmayacağız.” diyenler; Hükümetin de şaşırtıcı bir uyumla aynı büyük yanılgıya el kaldırdığına tanık olduk.

BİR İSTATİSTİK KURUMU DEĞİL, METEOROLOJİ ENSTİTÜSÜDÜR: “Gerçeklerin çok güzel bir huyu vardır, bir gün ortaya çıkmak üzeredir…” Nitekim bunun yeni bir örneği de birkaç gün önce, utanmadan yalan söyleyen TÜİK’te olağanüstü çarpıcı, itirafçı bir kararlılıkla görüldü. Milletimizin yıllardır bu durum basına da yansıdı. , tanık olduk. Bu neydi? Vatandaş açıklanan enflasyonun iki katını “hissediyordu”… Yani TÜİK’in yüzde 64,7 olarak açıkladığı 2023 tüketici enflasyonu; Yine TÜİK’in yaptığı hesaplamalara göre vatandaşlarımız yüzde 129 olduğunu söyledi. 4 diye “hissedildi”… Güler misin, ağlar mısın?… İstatistik kurumu değil, meteoroloji enstitüsü, mübarek…

Üstelik farkın nedeni; Bu kadar uçarı bir tespitten beklenenin aksine; Balkanlardan gelen yüksek enflasyon dalgası; veya döviz kurlarındaki yüksek nem; Tüketim alışkanlıkları ve harcama kalıpları…

Yani sorun TÜİK’te değil; 85 milyon olarak bizzat bizimdir… Sorun TÜİK’in uydurma rakamlarında değil; Tüketim alışkanlıklarımız… Sorun hükümetin yanlış ekonomi politikaları değil; Harcama kalıplarımızda var…

Tanrı aşkına; Bu milletle dalga mı geçiyorsunuz?

Erkek kardeşim; Halkımız demir mi yiyor? Çimento tuğla mı yiyor?

Et, süt ve yumurta yiyor. Ekmek yer, peynir yer, sebze yer. Tutup, “Milletin tüketim alışkanlıkları yanlıştır.” araç; Millete “Ekmek bulamıyorsanız gidin tuğla yiyin” dedi. Bunu söylemekle aynı şey. Bu büyük bir ciddiyetsizliktir, büyük bir saygısızlıktır.

EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞININ TABAN TABAN SEVİYESİNE ÇIKARILMASI: Tam 3 yıldır; Bu soruyu hükümete soruyoruz! Tam 3 yıldır; Bu garipliğin bir an önce bitmesini istiyoruz! Tam 3 yıldır; “Emekli maaşlarını asgari ücretle eşitleyin.” Daveti yapıyoruz. Ancak bu 3 yılın sonunda; Bırakın hükümetin attığı bir adım; Emeklilerimiz açısından her geçen gün daha da kötüleşen bir durumla karşı karşıyayız.

2002 yılında en düşük emekli maaşı baz fiyatın 1,3 katıydı; Bugün yüzde 60’lara düştü… 10 yıl önce taban fiyatı 850 liraydı; En düşük emekli maaşı 1050 liraydı. Bugün ise; Asgari fiyat 17 bin liraya çıktı; Ama en düşük emekli maaşı 10 bin lirada kaldı.

Sadece 10 yıl önce; Taban fiyatın yüzde 24 üzerinde maaş alan emeklilerimiz; Bugün asgari ücretin neredeyse yarısını kazanıyor.

Ülkede açlık 14 bin 431 liraya ulaştı; Yoksulluk sınırı 47 bin 9 lira oldu;

Güç; En düşük emekli maaşını 10 bin lira yapmakla övünüyor… Gerçekten örnek…

Sayın Erdoğan; Emeklilerimizin üzerindeki ağır yük bir an önce kaldırılsın. Asgari emekli maaşının bir an önce taban fiyat seviyesine yükseltilmesi. En düşük emekli maaşlarındaki artışlardan tüm emeklilerimizin faydalanmasını sağlayın. Kök maaş işinden derhal vazgeçin. Yüksek fiyatla, yüksek günlerle prim ödeyenleri daha fazla cezalandırmayın.

İSTANBUL ADAYI KAVUNCU BALIKESİR ADAYI TURHAN ÇÖMEZ:Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne Buğra Kavuncu’yu, Balıkesir’e Turhan Çömez’i, Sincan’a da Fatih Koca’yı aday gösterdiklerini söyledi.

DEVLET İMAMINA BASKI KİM YAPIYOR: Bir cami imamının hutbesinde; Şehitlerimizle ilgili kısmı okumamanın utancından; Yine bir kargaşa çıktı. Üstelik o kadar korkunç bir kavga ki… Bir yandan imam kendisine baskı yapıldığını söylüyor. Öte yandan imama görevini hatırlatan kaymakamı konu alıyor; Sözde argümanlar havada uçuşuyor. Kaymakamın bıyıklarının şekli bile; Şehitlerimizin anısına saygısızlığın önüne geçer.

Allah aşkına böyle bir rezalet olur mu? Bu devletin imamına kim, neden ve nasıl baskı yapıyor? Naber? Türkiye’de bölgelere göre çok hukuklu bir düzene geçtik mi? Konumuna göre, mescidine göre, baskısına göre; Farklı vaazlar vermeye mi başladık? Devleti yönetenler neden bunları açıklamıyor? Diyanet neden sessiz kalıyor?

MUTLULUĞUMUZU PAYLAŞAMADIK: Biliyorsunuz 19 Ocak gecesi; Cumhuriyet tarihimizde bir ilk yaşandı. Astronotumuz Alper Gezeravcı; Uzaya çıkan ilk Türk oldu. Cumhuriyetimizin 100. yılında yaşanan bu sevindirici gelişme; Aslında her Türkün keyif alacağı bir gelişmeydi bu. Ulu bayrağımızın uluslararası uzay istasyonunda görünmesi her Türk’ün gurur duyacağı bir manzaraydı. Ama maalesef; Bu konuda bile utanmadan ayrımcılığa uğradık…

Başta; Türkiye Cumhuriyeti’ni güçten başka bir şey olarak görmeyenlerle, onu küçümseyenler arasında; Garip bir tartışma başladı. Daha sonra astronotumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü antı; “Gelecek gökyüzünde!” Diyerek; Bu sefer tam tersine bir meydan okuma alanı yaratıldı. Atatürk’ümüze düşman olanlar; Kendi tapulu mülkünün sahibi olduğunu düşünenler; gürültülü bir horoz dövüşünün ortasında; Millet olarak sevincimizi, gururumuzu bir daha paylaşamadık.

2023 BİTTİ AMA AY’A SERT İNİŞ OLMADI: Halbuki; Bir yandan gururlanırken; Öte yandan tartışılması gereken şeyler yok muydu? Elbette vardı. Ama tartışmamız gereken şey; Atatürk değildi. Tartışmamız gereken şey; Astronotumuzun siyasi tercihleri ​​değildi. Tartışmamız gereken şey; Bunlar milletimize verilen sözlerdi. Hatırlamak; Zaten 2021 yılında Sayın Erdoğan bir söz verdi. Dedi ki; “İlk etapta 2023 yılı sonunda aya ulaşıp, dünyaya yakın yörüngede ateşleyeceğimiz kendi milli ve özgün hibrit roketimizle sert iniş gerçekleştireceğiz.” 2023 bitti ama aya sert iniş yapılamadı. Asıl sorgulanması ve tartışılması gereken şey budur.

Yıl 2024… Ama biz, başka bir ülkenin ticari şirketi aracılığıyla; Bir vatandaşımızı uzaya göndermeyi başardık. İşte asıl tartışmamız gereken şey; Bunu kendi imkanlarımızla, yeteneklerimizle yapabiliriz; kendi teknolojimizle; Neden henüz yapmadık!

Asıl tartışmamız gereken şey; Küresel rekabetin en değerli merkezlerinden birinde yer alan; Neden hâlâ uluslararası rekabet gücümüzü artıramadık? Ve her şeyden önce asıl tartışmamız gereken şey; O yüzden hâlâ tüm bunları yapabilecek kadar güçlü bir ekonomimiz yok.

MİLLETİMİZE DAYANAN KÜBÜR POLİTİKAYI REDDEDİYORUZ: Türkiye için vizyon yok, proje yok, iddia yok! Sadece “Ben gelmezsem o gelecek.” söylemek, kaygıya neden olmak; Kendini milletimize dayatmak var! Ülkeye dair hiçbir fikir, hiçbir hırs, hiçbir amaç yok! Her fikri, her ideolojiyi, her amacı kendi çıkarları doğrultusunda bükmek; Sonra kullanıp çöpe atmak var! İşte biz DÜZGÜN Partisi olarak; Milleti küçümseyen bu kibirli politikayı reddediyoruz! Ülkeye hiçbir faydası olmayan bu çıkarcı politikayı reddediyoruz! Milletimizin iradesini ipotek altına alan bu mecburiyet politikasını reddediyoruz!

YÜKÜMLÜLÜKLERİ ORTADAN KALDIRIYORUZ: Onun için buradan milletimizin her ferdine seslenmek istiyorum. Her vatandaşımıza bir şeyi hatırlatmak isterim: Ey Türk Milletinin asil evladı! Seni anlamayanlara, seni görmeyenlere, seni tanımayanlara artık mecbur değilsin. Artık sizi yaşam tarzınıza göre yargılayanları yargılamak zorunda değilsiniz. Sandıkta keklik olmak, cepte seçmen kalmak, taviz vermeden oy vermek; Artık buna gerek yok.

Şeyh Said’i övenlere, katili selamlayanlara, Türksüz Türkiye’yi demokrasi diye pazarlayanlara artık buna mecbur değilsiniz. Peki şimdi; Cumhuriyete savaş ilan edenlere, teröre alan açanlara karşı mücadele etmek zorunda değilsiniz.” (HABER MERKEZİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu